çalışmalar

Uygur Mahkemesi Uzman Raporu:Çin’in Soykırım Sözleşmesi’nin İhlallerinden Doğan Devlet Sorumluluğu

Yazarlar: Yonah Diamond ve John Packer
Tarih: 6 Eylül 2021
Sunulduğu Kurum: Uygur Mahkemesi


1. Raporun Amacı ve Kapsamı

Bu rapor, Newlines Enstitüsü ve Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi tarafından 8 Mart 2021’de yayınlanan kapsamlı bir hukuki analize dayanarak, Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) Uygurlara karşı 1948 Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğini ve bundan doğan Devlet Sorumluluğunu incelemektedir. Rapor, Çin’in Soykırım Sözleşmesi’nin II. Maddesi’ndeki her bir fiili işleyerek soykırım suçu işlediği sonucuna “açık ve ikna edici” bir kanıt standardıyla varmaktadır. Bu özet, özellikle soykırım suçunun en kritik unsuru olan “yok etme kastı” üzerine odaklanmaktadır.

2. Hukuki Çerçeve: Devlet Sorumluluğu

Rapor, bireysel cezai sorumluluk yerine Devlet Sorumluluğu rejimini seçmiştir. Bunun temel nedenleri şunlardır:

  • Yargı Yetersizliği: Çin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) veya Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) yargı yetkisini tanımaması nedeniyle uluslararası bir mahkemede yargılanması fiilen imkansızdır.
  • Sistematik Suç: Çin’deki soykırım, bireysel faillere indirgenemeyecek kadar sistematik, bürokratik ve merkezi bir devlet politikasıdır. Bu nedenle, sorumluluğu devlete atfetmek daha doğrudur.
  • Kasıt Tespiti: Bireylerin zihinsel niyetini (mens rea) kanıtlamanın zorluğuna karşın, bir devletin kastı; uyguladığı yıkıcı politikalar, kanunlar ve sistematik eylemler bütünü üzerinden nesnel olarak çıkarılabilir.

3. Hukuki Standartlar ve Kanıt Yükü

  • Hukuk Kaynağı: Raporun temeli, Çin’in de taraf olduğu Soykırım Sözleşmesi’dir. Yorumlama için Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VCLT) ve Devlet Sorumluluğu için uluslararası örf ve adet hukukunu kodifiye eden ILC Maddeleri esas alınmıştır.
  • İspat Standardı: Rapor, uluslararası hukukun gerektirdiğinden daha yüksek bir standart olan “açık ve ikna edici kanıt” standardını benimsemiştir.
  • Kanıt Değerlendirmesi: Çin’in bölgeye bağımsız erişimi engellemesi, kanıtları aktif olarak yok etmesi ve bilgileri gizlemesi nedeniyle, rapor, dolaylı kanıtlara ve olgusal çıkarımlara (uydu görüntüleri, sızdırılan resmi belgeler, istatistiksel analizler vb.) özel bir ağırlık verilmesi gerektiğini savunmaktadır.

4. Soykırım Kastı (“Yok Etme Niyeti”)

Rapor, soykırım kastının sadece fiziksel veya biyolojik bir yok etmeyi gerektirmediğini savunur. Soykırım Sözleşmesi’nin metnine ve AİHM gibi mahkemelerin içtihatlarına dayanarak, bir grubun “kendine özgü bir sosyal birim olarak” yok edilmesinin de soykırım kastı kapsamına girdiğini belirtir. Özellikle çocukların zorla başka bir gruba transfer edilmesi (Madde II-e) gibi fiiller, grubun biyolojik varlığını değil, sosyal ve kültürel devamlılığını hedef alır.

5. Özel Kastın Kanıtları

Rapor, Çin devletinin soykırım kastının, birbiriyle bağlantılı ve kapsamlı bir dizi yıkıcı kampanyadan anlaşıldığını belirtmektedir. Bu kampanyalar şunlardır:

  • Kitlesel Gözetim ve Devlet Terörü: Milyonlarca kamu görevlisinin Uygur evlerinde yaşaması, dijital ve fiziki takip sistemleri (IJOP), yüz tanıma teknolojisi ve biyometrik veri toplama yoluyla Uygur toplumunun sosyal dokusu ve güven bağları koparılmıştır.
  • Kitlesel Gözaltı: 380’den fazla yeni kamp inşa edilerek bir milyondan fazla Uygur’un keyfi gerekçelerle (“güvenilmez olmak”, “doğum politikası ihlali”) hapsedilmesi, özellikle Uygur erkeklerinin ve hane reislerinin hedeflenmesi.
  • Zorunlu Doğum Önleme Kampanyası: Hükümet belgeleriyle kanıtlanan, “yasadışı doğumlara” karşı yürütülen “sert vuruş kampanyası” kapsamında zorla kısırlaştırma, RİA takılması ve kürtaj uygulamaları. Bu politikalar sonucunda Uygur nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde doğum oranları 2017-2019 arasında yaklaşık %50 oranında düşmüştür.
  • Çocukların Ailelerinden Zorla Ayrılması: Yüz binlerce Uygur çocuğunun ailelerinden koparılarak tam zamanlı, yüksek güvenlikli devlet yatılı okullarına yerleştirilmesi. Bu okulların amacı, çocukları ailelerinin ve kültürlerinin etkisinden “en üst düzeyde” arındırmak ve onları Han Çinli ortamında asimile etmektir.
  • Kültürel ve Dini Yok Etme:
    • Dil: Uygurca eğitim tamamen yasaklanmış ve yerine zorunlu Çince eğitim getirilmiştir.
    • Kutsal Mekanlar: Tahminlere göre Sincan’daki camilerin %65’i (yaklaşık 16.000 cami) ve kutsal türbeler, mezarlıklar gibi dini-kültürel alanların %58’i 2017’den beri yıkılmış veya hasar görmüştür.
    • Liderlerin Hedef Alınması: Uygur kimliğinin ve kültürünün koruyucusu olan yaklaşık 400 aydın, akademisyen, yazar ve sanatçı sistematik olarak hapsedilmiş veya ortadan kaybolmuştur.

6. Sonuç: Grubun “Tamamen veya Kısmen” Hedef Alınması

Rapor, bu sistematik ve kapsamlı saldırıların Uygur grubunu bir bütün olarak hedef aldığı sonucuna varmaktadır. Alternatif olarak, “kısmen” yok etme unsuru açısından, Çin’in eylemleri grubun hayatta kalması için kritik olan “önemli bir bölümünü” hedef almaktadır. Bu, hem doğum önleme yoluyla biyolojik bir yok etmeyi hem de liderleri ve aydınları ortadan kaldırarak grubun kültürel ve sosyal devamlılığını yok etmeyi içermektedir.

7. Epilog: Seyirci Devletlerin Önleme Yükümlülüğü

Rapor, Soykırım Sözleşmesi’nin sadece fail devleti değil, taraf olan diğer 151 devleti de bağladığını vurgulamaktadır. Bu devletlerin, soykırımın ciddi bir risk taşıdığı andan itibaren önleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğe uymamak (ihmal), kendisi de bir sözleşme ihlalidir ve Devlet Sorumluluğu doğurur. Rapor, diğer devletlerin atabileceği asgari adımların, durumu “soykırım” olarak adlandırmak (“naming and shaming”) ve BM gibi uluslararası organları harekete geçmeye çağırmak olduğunu belirtmektedir.

uyhgur-tribunal-export-report-Turkce

Comment here